Nostaljiye bayılırım. Geçmişimi yanımda taşımaktan rahatsız olmam, anılarıma sadık bir insanımdır. Unutmak istemem, sık sık hatırlarım o yüzden. Anıların dışında, geçmişe ait bir çok eşyam hala duruyor. Elbiselerim, ayakkabılarım, oyuncaklarım, 6 yaşındayken aldığım etiketler, kalemler ler ler ler. Ev ahalisinin "titiz çöpçü" takılmalarına maruz kalıyorum. Neyseki bu eşyaları muhafaza edebileceğimiz bir mekanımız var. Yoksa evin içinde ayak altında bir yerde muhafazası gerçekten zor.
Uzun zaman oldu bu eşyaları derleyip toplamayalı. Bazen seçtiklerimi odama koyuyorum, bir süre gözümün önünde olsun istiyorum, sonra tekrar eski yerine taşıyorum.
Hamile bir barbim vardı. 6 ya da 7 yaşındaydım babam aldığında. Uzun zamandır yakinen haşır neşir olduğumuz bir çocuk olmadığından etrafımızda şimdi var mı yok mu hamile barbi bilmiyorum. Kuzenim gelip gittikçe oynar diye odama koymuşum. Biraz önce elime geldi.

Hamile hali için kullandığım karnının göbek deliğini çok çirkin yapmışlar.
Hamile olmayan hali için kullandığım karnını değiştirmek çok kolaydı, büyüyünce gözlemledim, öğrendim o göbek öyle hemen gitmiyormuş.
Hamile olduğu için ayakkabıları düz taban; aferin ince düşünmüşler.
Ve o bebek. Daha doğrusu bebeğimsi garip yaratık. Sırtı kaplumbağa kabuğu gibi. Gözleri korku filminden fırlamış sanki, ensesi kalın, bebekten çok bir sumo güreşçisine benziyor.
Her şeye rağmen güzel bir oyuncaktı :)
Her defa düzenlerken temizlerken atayım bunları ya da birilerine vereyim, niye kendime iş çıkarıyorsam diyorum, ama yapamıyorum. Seviyorum. Dış güçlerin "Kurtul bu eski eşyalardan." baskılarını önemsemiyorum, kendi kendime ne vakit sıkılır, bırakırım bilmiyorum. O an gelene kadar zaman zaman estireceğim nostalji rüzgarının ilk esintisiydi bu yazım.
dipnot: Çocuklarınıza oyuncak alırken bebek suretlerine dikkat edin. :)